CENTRUM VOOR ISLAM IN EUROPA 

• CIE-INDEX • CIE-TEXTS • AUTHORS INDEX •

 
AVUSTURYA’DAKİ MÜSLÜMAN TÜRK DİN GÖREVLİLERİ İLE İLGİLİ  BİR ARAŞTIRMA1

Doç. Dr. Mustafa Tavukçuoğlu*

(Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fak. Ögretim Üyesi)


Bu araştırmanın konusunu Avrupa ülkelerinde çalışan vatandaşlarımızın kurdukları derneklerdeki camilerde vazife yapan Türk Din Görevlilerinin problemleri meydana getirmektedir. Burada Avrupa ülkeleri derken öncelikle Avusturya, sonra da Almanya, Belçika, Fransa ve Hollanda gibi ülkeler anlaşılmalıdır. Bilhassa Avusturya’nın anlaşılması ve bu ülkenin merkez olarak seçilme nedeni, ilk olarak Avrupa ülkelerindeki Türk Toplumu ve derneklerine ait mozayığı en güzel bir biçimde yansıtması, din olarak İslam’ı resmen tanıdığı dinler arasına almış olması, sonra da din görevlilerinin sorunlarının incelenmesi amacıyla 1989-1990 yıllarında on ay müddetle Avusturya’da gözlem ve incelemeler yapmış olmamıza dayanmaktadır.

Bu çalışma Avrupa’daki din görevlilerinin mesleki, sosyal ve kültürel yönden bugünkü durumlarını inceleyen bir alan araştırmasıdır. Araştırmanın esas amacı, din görevlilerinin Avrupa şartlarında vatandaşlarımıza daha iyi hizmet sunabilmesi ve teknik yönden de mücehhez olmalarını temin etmeye yardımcı olmaktır. Amacımız belirli bir ülkede vazife yapan din görevlileri üzerinde çok yönlü bir alan araştırması yapmak suretiyle onların sorunlarını ortaya koyabilmektir. Bu yüzden çalışma alanını Avusturya’daki Türk derneklerinde resmi ve özel olarak vazife yapan din görevlileri oluşturmaktadır. Araştırmamız, Almanya, Belçika, Fransa ve Hollanda’dan da temsili kümeler alınarak örneklem metoduyla desteklenmiştir. Bu sınırlar içinde kalan din görevlilerine anket  uygulaması yapılmış, ancak anket tekniğinin tek taraflılığını önlemek, daha geniş ve ayrıntılı bilgi edinebilmek amacıyla derinliğine gözlem ve görüşme tekniklerinden de yararlanılarak beslenmiştir. Anket, Gözlem ve Görüşme tekniklerinin birlikte kullanılması bu tip araştırmalarda adeta bir zorunluluktur. 

Merkez olarak seçilen Avusturya’da toplam 72; diğer Avrupa ülkelerinde (Almanya 60; Belçika 25; Fransa 21; Hollanda 28; toplamı 134) çalışanlarla birlikte genel toplamı 206 ya ulaşan din görevlisine anket uygulanmış, (Bkz:Tablo 1 ve 2) Avusturya, Almanya ve Belçika’da da gözlemlerimiz ve incelemelerimiz olmuştur. 1990 yılında yaptığımız araştırmayı tanıtım için bu makalemizde kullandığımız rakamlar ve bulgular Avusturya merkezli olduğu için bu ülkeye aittir. Diğer Avrupa ülkelerindeki din görevlilerine ait  anketlerden elde edilen bulgular büyük ölçüde benzerlik arzettiği için ayrıca bir değerlendirmeye tabi tutulmamıştır.

Anket ve gözlemlerimizin değerlendirilmesinde, Avusturya’da elde edilen verilere ve bulgulara göre din görevlilerinin mevcut durumlarını ve beliren bazı problem alanlarını şöyle tanıtmak mümkündür:


A. KİŞİSEL YÖNDEN BULGULAR2

Avusturya’da ankete katılan din görevlilerinin büyük çoğunluğu 36-45 yaşları arasındadır. 26-35 yaş grubu ise ikinci sırada gelmektedir. Öğrenim durumları itibariyle yükseköğrenimliler (İlahiyat ve Yüksek İslam Enstitüsü mezunları) çoğunlukta (%39), İmam Hatip Lisesi mezunları ise ikinci sırada (%23) yer almaktadırlar. İlkokul mezunu din görevlilerinin tamamı (%21) özel dernekler bünyesindeki camilerde çalışmaktadır. Bunlardan bir kısmı Türkiye’de cami görevlisi olarak vazife yapmış ve emekli olduktan sonra özel derneklerdeki camilerde talep üzerine çalışmaya başlamışlar, bunlardan bir kısmı halen bu göreve devam ederken, bir kısmı da belirli bir süre görev yaptıktan sonra Türkiye’ye geri dönmüştür. Lisansüstü veya Doktora eğitimi yapmış din görevlisine anketlerde rastlanmamıştır.

Medeni durumlarına göre de, evli olup eşi ve çocukları Türkiye’de olanlar ilk sırada (%72), evli olup eşi ve çocukları yanında olanlar ikinci sıradadır(%24).

Genel mesleki kıdem açısından 6-15 yıl arasında kıdemi olanlar, mevcut görevlilerin yarısı kadardır. Türkiye dışında görev yapma bakımından ise 1-2 yıl yurtdışı kıdemi olanlar ilk sırada (%60) gelmektedir. Yurtdışında 3-4 yıl kıdemi olanlar ise %26 civarındadır. Burada yurtdışı mesleki kıdemin ayrı bir şekilde belirtilmesi, din hizmetlerinin ortam bakımından özellik arzetmesinden kaynaklanmaktadır. Bu bulgular din görevlilerinin yeterli mesleki tecrübeye sahip oldukları  fikrini vermektedir. Yedi yılın üzerinde yurtdışı mesleki kıdemi olan din görevlisi bulunmamaktadır.

Avusturya’daki din görevlileri arasında tam ve yarım hafız olduğunu belirtenler %50, iyi ve orta derecede Arapça bildiğini ifade edenler ise %80 civarındadır. Almanca konuşulan bu ülkede ankete katılanlardan sadece bir din görevlisi Almanca olarak vaaz ve hutbe yaptığını belirtirken, yaklaşık %10 oranındaki din görevlisi orta derecede Almanca bildiğini, %87 civarındaki görevli de hiç Almanca bilmediğini belirtmiştir.

Konut durumlarının incelenmesinde ise, cami içinde hücre veya oda tabir edilen yerlerde kalanlar %51, oda-mutfak tipi evlerde kira ile oturanlar %48 civarında bulunmuştur. Cami içindeki hücrelerde veya odalarda ikamet etmek durumunda kalan din görevlileri, en az 3 m2 lik en çok 10 m2 lik fiziki mekanlarda kalmaktadırlar. Bu mekanlar görevlilerin hem geceledikleri yerler, hem çalışma odaları ve hem de istirahat ettikleri yetersiz yerlerdir. Hatta din görevlisiyle özel görüşmelerin yapıldığı dar mekanlardır. Görevlilerin böyle yerlerde ikamet etmelerinin, bir başka ifadeyle bu tip bir ikamete zorlanmalarının ve bunu kabullenmelerinin nedeni, derneklerin maddi yöndeki sıkıntılarından kaynaklanmaktadır. Bu tip dernekler Din görevlisi için bir lojman veya bir ev kiralamak istememektedirler. Bu sıkıntının farkında olan görevliler, böyle bir ikameti isteyerek veya istemeyerek kabullenmek zorunda bırakılmaktadırlar. Özel derneklerdeki din görevlilerine nazaran resmi din görevlilerinin aylık gelir bakımından daha şanslı ve avantajlı olduğu rahatlıkla söylenebilir. Çünkü resmi görevliler genellikle oda-mutfak tipinde de olsa rahatlıkla çalışabileceği, görüşmeler yapabileceği ve dinlenebileceği bir evi kira ile tutup eşiyle birlikte oturma imkanına sahiptirler. Ankete katılan görevlilerden aylık gelirlerinin yeterli olduğunu belirtenler(%44) ile kısmen yeterli diyenler (%43) yaklaşık olarak aynı oranlarda bulunmuştur. Altı görevli aylık gelirlerinin yetersiz olduğunu, üç görevli de maaş almadığını belirtmişlerdir. “Maaş almıyorum” şeklinde yazılı olarak durumunu derkenar eden din görevlilerine ait anketlerin incelenmesinde, bunların özel derneklerde çalışan görevliler olduğu belirlenmiştir. Aylık gelir bakımından din görevlilerini iki kategoride incelemek mümkündür:

1. Resmi Din Görevlileri
2. Özel Din Görevlileri
Avusturya’da herhangi bir Türk Derneğinin Büyükelçiliğimizdeki Din Hizmetleri Müşavirliğine yazılı müracaat ederek, yapılan bir protokol gereği, T.C. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bu dernek bünyesindeki camiye Türkiye’den atadığı ve Elçiliğimiz aracılığıyla aylıklarını alanlar resmi din görevlileridir. Bunlar Elçilikteki Din Hizmetleri Müşavirliğine bağlı olarak görev yapmaktadırlar. Resmi din görevlilerinin aylıkları da, yurtdışındaki bir memura asgari ödenen miktar olup, iaşe-ibate, konaklama ve giderlerini, sağlık sigortası gibi masraflarını da kendileri karşılamaktadırlar.

Özel derneklerdeki din görevlileri, Avusturya’daki herhangi bir Türk derneğinin kendi istekleri ve özel gayretleri neticesinde Türkiye’den temin ettikleri dini tahsili olan görevlilerdir. Özel dernekler din görevlisi teminini bazen, derneklerinin bağlı olduğu üst düzey yöneticileri aracılığıyla da yapabilmektedirler. Bu dernekler din görevlilerinin işvereni durumunda ve her türlü giderini karşılamakla yükümlüdürler. Özel din görevlilerinin aylık gelirleri ise, resmi din görevlilerinin hemen hemen yarısı kadardır. Özel görevliler aylık gelirlerinin çok yetersiz olduğunu anketlerin kenarlarına yazarak özellikle belirtmişlerdir.

Din görevlileri boş zamanlarının olmadığını, bazı kalabalık derneklerde neredeyse dinlenecek zaman bulmakta güçlük çektiklerini, dernek işleriyle ve sosyal faaliyetleriyle meşgul olduklarını belirtmişlerdir. Serbest zaman bulabilenler de, kitap okumak, gezmek dolaşmak, cemaatle sohbet etmek ve meslektaşlarını ziyaret etmek suretiyle değerlendirmektedirler. Din görevlileri yıllık izin konusundaki sorunlarını da yoğunluğa göre şöyle dile getirmişlerdir:

1.  Okullar tatile girdiği dönemde izin kullanmak istiyorum, fakat camimizde yaz kursları başlıyor. Bu yüzden yıllık iznimi istediğim zamanda kullanamıyorum.
2.  İzin kullanacağım zaman yerime vekaleten bakacak birini bulmakta güçlük çekiyorum.
3.  Hacca veya Umreye görevli olarak gönderildiğimizde, bu sürenin yıllık iznimize sayılmasını anlamsız buluyorum.
4. İzin masrafları maddi yönden ağır oluyor, bu bakımdan her yıl iznimi kullanamıyorum.
5.  Evli olup da eşi ve çocukları Türkiye’de bulunan görevlilere, istedikleri takdirde yılda iki defa izin verilmesi gerektiği hususlarını anketlere yazarak belirtmişlerdir.

B. MESLEKİ YÖNDEN BULGULAR3

Avusturya’daki camilerde hizmet etmeye çalışan din görevlilerinin Türkiye’de iken yaptıkları görevlere yoğunluk sırasına göre bakıldığında, İmam Hatip, Kur’an Kursu Öğretmeni, Müftü, Vaiz, Müezzin-Kayyım, Din Dersi Öğretmeni gibi değişik zaman ve yerlerde farklı din hizmetleri alanlarına dağıldığını görmekteyiz. Bu açıdan değerlendirilecek olursa, yeterli tecrübeye sahip oldukları anlaşılmaktadır. Din Görevlisi olarak Avusturya’da çalışmayı tercih etme nedenlerini de şöyle ifade etmişlerdir:

1.  Vatandaşlarımızın bu ülkedeki durumlarını incelemek ve onlara faydalı olmak.
2.  Aylık gelirin Türkiye’dekine nazaran daha iyi olması.
3.  Değişik bir ülke görmek ve Almanca öğrenmek.
4.  Din hizmetlerinin serbestce yürütülmesi.
5.  “İsteğim dikkate alınmadan Avusturya’ya gönderildim.”
Din görevlilerinin mesleki yönden faaliyet alanları içinde, İmamlık, Hatiplik, Vaizlik, Kur’an öğretmek, çocuklara-gençlere ve yetişkinlere dini bilgiler öğretmek, bilgi yarışmaları, derneğin sosyal ve kültürel faaliyetlerini organize etmek, fetva vermek v.b. hizmetlerin yanında, sürekli olarak camide bulunmak, cami temizliği, ev ziyaretleri ve sohbet toplantıları yapmak da görevleri arasında yer almaktadır. Bu bulgulara göre din görevlilerinin“gücümüzün üzerinde görev yüklendiğimizden dolayı istediğimiz plan ve programı uygulayamıyor ve hedeflerimize varamıyoruz” şeklindeki kanaatleri yoğunluk kazanmaktadır. Sıraladığımız bu hizmetler kalabalık yerlerde bir görevlinin gücünü aşıyor izlenimini vermektedir. Ancak cami görevlilerinin hizmet alanlarına baktığımız zaman bir nokta dikkat çekmektedir. T.C. Diyanet İşleri Başkanlığınca gönderilen resmi din görevlilerinin görev ve çalışma yönetmeliğinde yapacağı hizmetler yazılı olarak belirtilmiş olmasına rağmen, diğer Türk derneklerinin Türkiye’den özel olarak getirdikleri din görevlilerinin hangi görevleri ve hizmetleri yapacakları konusunda yazılı bir görev ve çalışma yönetmeliğine rastlanmamıştır. Özel din görevlileri bu hizmetleri sadece geleneksel olarak yapmaktadırlar. Bu iki grup din görevlileri arasında aylık ücret bakımından, resmi din görevlilerinin, özel din görevlilerine göre daha fazla ücret aldıklarını belirtmiştik. Anketlere ve yaptığımız gözlemlere göre, bu iki grup din görevlileri arasında yeterlilik ve başarı konusunda önemli bir farklılaşmaya rastlanmamıştır.

Din görevlileri vaaz ve irşat faaliyeti için, öncelikle hedef kitleyi yani içinde yaşadığı toplumu tanıdıktan ve konunun onların ihtiyaçlarına uygunluğunu ve cemaatin kültür seviyesini tespit ettikten sonra, plan ve program yaparak temel kaynaklardan yararlandıklarını belirtmişlerdir. Din görevlilerinden bir kısmı bu hazırlıklarından önemli gördüklerini yazılı hale getirerek konuşmalarında, elindeki bu notlardan yararlandığını ifade ederken, bir kısmı da elinde yazılı materyal  ve kısa notlar bulunmadan irticalen konuştuklarını, elde malzeme bulundurma gibi bir yönteme ihtiyaç bile duymadıklarını söylemişlerdir.

Din görevlilerinin gerek hutbelerde gerek vaazlarında ve gerekse diğer konuşmalarında en çok yer verdikleri ana konular yoğunluk sırasına göre, ahlaki ve sosyal problemler, İman, ibadet ve Muamelat ile ilgilidir. Bunun yanında din görevlileri şu değerlendirmelerini dile getirmişlerdir: 

”Yabancı bir ülkede bulunmaları ve yaşamaları dolayısıyla din ve kültür farklılığından kaynaklanan ahlaki ve sosyal muhtevalı pek çok soruya muhatap olduklarını, vatandaşlarımızın iman, inanç ve ibadetlerde pek çok eksik yönü olmasına rağmen, bunlarla ilgili soru sorma yerine hurafe, batıl inanç ve tutumlardan, çevresinde gördüğü yaşantılardan ve ahlaki davranışlardan, özellikle 2 ve 3. nesillerin ve çocuklarının eğitilmesi ile ilgili olarak  soru yağmuruna tutulduklarını”  belirtmişlerdir. (Bkz: Tablo 3)
Din görevlilerinin vaaz ve hutbelerine cemaatlerin ilgi durumları yüksek ve orta düzeyde olduğu; vaaz ve hutbeye başlarken konuyu cemaate kısa ve özlü bir biçimde tanıttıkları; konuşmaları esnasında konu ile ilgili ayet ve hadisleri önce cemaatin seviyesine göre tahlil ederek anlatıp sonradan toparladıkları, bazen de parça parça anlattıkları; konuşmalarında konu bütünlüğüne dikkat ettikleri; bazı din görevlilerinin ses tonu ve konuşma hızını ayarlayamadıkları; konuşma süresine çoğu zaman riayet edildiği; bu görevlilerin vaaz ve hutbelerini bitirirken genellikle kısaca özetleme yaptıkları anketlerden elde edilen bulgular olmuştur.

 Din görevlileri özellikle çocuklara ve gençlere yönelik eğitim-öğretim faaliyetleri için kendilerine tahsis edilen fiziki mekanların çoğunlukla yetersiz olduğunu; modern eğitimin gerektirdiği araç-gereçlerden yararlanamadıklarını; ferdi farklılıklara gereken önemi çoğunlukla veremediklerini; camiye ve derneğe gelen çocuk ve gençlerle ancak ilgilenebildiklerini, derneğe ve camiye gelmeyen pek çok Türk çocuğunun bulunduğunu; çocuk-genç ve yetişkinlere yönelik din eğitimi ve öğretimi ile ilgili planlamaları ve yazılı programları olduğu halde, bu faaliyetin arzu ettikleri seviyede gerçekleşemediğini; kızlar ve kadınlar için ayrı programa hatta bayan görevlilere, şiddetle ama şiddetle ihtiyaç duyulduğunu özellikle belirtmektedirler. 

Yaz tatillerinde açılan yaz kurslarında karşılaştıkları önemli sorunlar arasında, velilerin ve öğrencilerin ilgisizliği, mekan ve sınıf yetersizliğinin yanısıra, bu yerlerin yeterince donanımlı olmaması, öğrencilerin Türkçelerinin zayıf olması, yaş gruplarına göre grup oluşturamadıkları hususlarına özellikle yer vermektedirler. Din görevlileri bu ve benzeri yoğun faaliyetlerinden dolayı yıllık izinlerini istedikleri ve ihtiyaçları olduğu zamanlarda kullanamadıklarına işaret etmektedirler.

 


C. SOSYAL VE KÜLTÜREL YÖNDEN BULGULAR4

Din görevlilerinin Avusturya’da diğer Müslüman Türk cemaatleriyle ilişki kurmada, meslektaşlarıyla diyalog ve işbirliği yapmada, birlikte program yapıp gerçekleştirme seviyelerinin zayıf ve orta düzeylerde seyrettiği anlaşılmıştır. Aile ve hastahane ziyaretleri konularında çok yetersiz kaldıkları, buna neden olarak da, görevlilerin çoğunun eş ve çocuklarının yanlarında bulunmayışı, uygun ikametgahlarının olmaması, zamanlarının hemen tamamını camide veya dernekte geçirmeleri gibi imkansızlıklar gösterilmektedir. İhtiyaç olmasına rağmen cezaevi ziyaretleri konusunda da çok pasif kaldıklarını, camilere gelmeyen vatandaşlarımızla yeterince ilgilenemediklerini, ideolojik anlamda dernekcilik rekabetinin insanlarımızda olumsuz etkiler meydana getirdiğini, derneğin sosyal faaliyeti olarak çok az sayıda da olsa Gasthaus’ları ziyaret ettiklerini kendileri belirtmişlerdir. Ayrıca din görevlilerinin bulundukları bölgelerde Müslüman olmayan çevreyle ve toplumla, komşularıyla ilişkilerinin çok yetersiz olduğu, yabancı dil bilmemelerinden dolayı beşeri münasebetler kurup geliştiremedikleri görülmüştür.

Avusturya şartlarında din görevliliği ve din hizmetlerini yürütürken karşılaştıkları güçlükleri ve sorunları şöyle sıralamışlardır:
 

 1. Yeterli lisan bilmemenin yanında, Avusturya’daki din ve yabancılarla ilgili yasaları ve düzenlemeleri bilmeme ve yeterince araştırma  yapmamak veya yaptırmamak.

2. Bayram, Cuma ve Ramazan günlerinde vatandaşlarımızın az da olsa çevreyi rahatsız etmeleri (kalabalık gruplar halinde bulunma, gürültü çıkarma, vasıtalar için park yasaklarına uymama v.b.) gibi davranışların sergilenmemesi için sürekli uyarılar yapılmasına rağmen, bu olumsuzlukların önüne geçilememesi ve uyum sorununun gündeme gelmesi.

3. Özel dernek ve din görevlileri bazen illegal olarak nitelendirilmektedir.

4. İnsanlarımız arasında dinle ilgisi olmayan fikir ve davranışlar ile çok yaygın olan hurafe ve batıl inançlarla mücadele etmek.

5. Kadınlara ve kızlara yönelik genel ve din eğitimi faaliyeti için bayan din görevlilerine şiddetle ihtiyaç duyulması.

6. Türklerin çok dağınık bölgelerde ikamet etmeleri, öğrencilerin ve velilerin ilgisizlikleri ve duyarsızlıkları.

7. Vatandaşlarımızın bilgi, görgü ve kültürlerinin çok yetersiz olması dolayısıyla batı kültüründen fazlaca etkilenmeleri.

8. Büyükelçiliklerimizde Din Hizmetleri Müşavirliğine bağlı olan bazı din hizmetleri Ateşelerinin veya Sosyal Yardımcıların, dernek başkanlarını din görevlisine tercih etmeleri.

9.  Eşi ve çocukları yanında olan din görevlilerinin sağlık sigortası sorunlarını yaşamaları.

10. Derneklerdeki kısır siyasi çekişmeler ve aşırı dernekçilik rekabeti tüm din görevlilerinin faaliyetlerini olumsuz yönde etkilemektedir.


Din görevlilerinin Avusturya içindeki meslektaşlarıyla haftada veya ayda bir görüşmeler yaptıklarını belirtmeleri, aynı doğrultuda çalışan dernek ve din görevlileriyle ilgilidir. Farklı doğrultuda olan dernek ve din görevlileriyle diyalog ve ilişkiden söz etmek çok zordur. Böyle farklı konumlardaki din görevlilerinin aynı yerleşim bölgelerinde, hatta aynı caddede birbirlerine çok yakın mesafede bile olsalar, diyalog ve işbirliği düzeylerinin yok denecek kadar az olmasını, bizim incelemelerimiz ve gözlemlerimiz de destekler mahiyettedir. Bu araştırmayı yaptığımız sıralardaki gözlemlerimiz arasında çok ilginç örneklere rastlanmıştır5.  Meslektaşlarıyla hiç görüşmeyen, diyalog ve işbirliği içinde olma ihtiyacını hissetmeyen din görevlilerinden, bu hususu bir problem olarak algılamayanlar da bulunmaktadır.

 Din öğretimi ve hizmetleri açısından çok önemli olan ve Avusturya okullarındaki İslam Din Dersi öğretmeni olarak çalışanlarla, camilerdeki din görevlileri arasında da diyalog ve işbirliği yapma yolunda büyük bir boşluğun bulunduğu, olsa bile diyaloğun çok zayıf olduğu gözlemlerimizden ve anketlerin tetkikinden anlaşılmaktadır.

 Türk derneklerinin bünyesindeki cami ile birlikte, kantin, mutfak, çay salonu, lokanta v.b. sosyal ihtiyaçlar için ayrılan mekanların bulunması camiye ve din eğitimine ilgi duyulmasına sebep olmaktadır. Ayrıca bu mekanların hepsi buluşma ve görüşme imkanı sunduğu için Müslüman Türk toplumunun dini, siyasi, ekonomik ve kültürel yapısını yansıtan kültür merkezleri durumundadır.

 Araştırmamızın verilerine ve gözlemlerimize göre bir değerlendirme yapmak gerekirse, sıraladığımız özelliklere sahip olan mekanlarda ve ortamlarda dernek ve cami işletmeciliğini geliştirip daha geniş bir kültür merkezi olma yolunda faaliyetler sergilenebilir. Özellikle birbirinden kopuk konulardan oluşan ve süreklilik arzedemeyen cami eğitimi çocuklara ve gençlere zor gelmekten ziyade, çekici hale getirilebilir. Dini kavramların ve muhtevanın anlatımı genel bir kurallar ve tanımlamalar anlatımı olmaktan çok, onları düşündürmeye, yeni açılımlara ve iknaya yönelik olmalıdır. Din ve eğitimin anlatım kaynaklarının, Avrupalı insanlarımızın yaşadıkları ülkelere ve ortamlara göre zenginleştirilmesi ve geliştirilmesi gerekir. Cami, namaz kılma-kıldırma, ilmihal ve Kur’an okutma ile bünyesinde küçük çaplı da olsa alış-veriş merkezi olan bir görünümden, daha genel ve daha kapsamlı bir kültür merkezi hüviyetine kavuşturulabilir. Camilerdeki eğitim ve din görevlileri ile okul eğitimi birbirlerine hedef ve yöntem açısından benzeştirilmeye gayret edilmeli, bunun bir özelliği gelişmiş mekanlar ve ortamlar ise, diğer önemli bir özelliği de yetişmiş din eğitimcileridir. Dernekler, eğitimciler ve yöneticiler bu yerleri sadece bilgi yığınlarının öğretildiği mekanlar değil, özel ilgi ve eğitim yöntemleriyle vatandaşlarımıza cazip ve çekici kılabilmenin yollarını bulmak zorundadırlar. Buralarda verilecek olan eğitim, insan hayatına kolaylıklar getirebilmeli, yaşam içindeki konulardan söz edilmelidir. Bilgi yığınlarını öğretmek ayrı, yaşamı paylaşma ve kolaylaştırma üzerine eğitim vermek ayrıdır. Bunu başarabilmek için de Avrupa ülkelerinde görev yapacak olan İlahiyat Fakültesi mezunlarını belirli bir süre alana has özel eğitim yöntem ve hedefleri konularında hizmet öncesinde eğitime tabi tutmak gerekir. Bu ülkelerde kısa aralıklarla önce yardımcı görevli olarak kurs görmeli, tanımalı sonra da eğitim alanlarına ve kurslara gitmelidirler. Bu elemanların hepsinin, eğitim yöntem ve hedeflerinde çalışan ve hizmet alanındaki özel şartları bilen ve tecrübesi olan kişiler olarak özel bir şekilde yetiştirilmeleri gerekmektedir. Avusturya ve diğer Avrupa ülkelerinde çalışan, sıraladığımız bu incelikleri uygulama aşamasına geçiremeyen özel derneklerdeki din görevlileri, derneklerle anlaşamaz hale geldiğinde Türkiye’ye dönüş yaparken, resmi din görevlileri en fazla beş yıl kalabildikleri düşünülürse, o ülkede sözünü ettiğimiz incelikleri tam kavramışken, yeterli tecrübeyi yakalamışken bu defa, T.C. Diyanet İşleri Başkanlığı Türkiye’deki görevine zorunlu dönüş yaptırmaktadır. Dolayısıyla oradaki insanlarımız yeterli ilgiyi ve eğitimi görememektedirler. Bu kopukluk yüzünden insanlarımızın Anavatandan edindikleri ve öğrendikleri kültürel kimlik ile, bulundukları veya yaşadıkları ülkede gördükleri kültürel kimlik özellikleri farklılaşmaktadır. Dine, milli ve kültürel kimliğe yabancılaşma bu noktalardan başlamaktadır. Bu bakımlardan Avrupa’daki Türk Dernekleri-Camileri ve din görevlilerinin faaliyetleri, bu ülkelerde bulunan insanlarımız açısından gün geçtikçe önemini bir kat daha artırmaktadır.
 

T A B L O L A R

Tablo : 1 Avusturya’da Çalışma Alanına Giren Din Görevlilerinin Eyaletlere Göre Dağılımı ve Anketlerin Geri DönüşTablosu
 
Elemanlar 

Eyaletler 

Resmi ve Özel Din Görevlileri
Dağıtılan Anket Geri Dönen Anket Dönmeyen Anket Ankete katılmayan
Wien 23 19 2 2
N.Österreich 17 15 2 -
Tirol 16 13 2 1
Voralberg 15 13 1 1
O.Österreich 10 8 2 -
Salzburg 8 4 3 1
TOPLAM 89 72 12 5

Anketlerin geri dönüş oranı ortalama %80 nin üzerindedir.
 

Tablo : 2 Avrupa Ülkelerinde Örneklemi Oluşturan Din Görevlilerinin Dağılımı ve Anketlerin Geri Dönüş Tablosu
 
Elemanlar 

Ülkeler 

Resmi ve Özel Din Görevlileri
Dağıtılan Anket Geri Dönen Anket Dönmeyen Anket Ankete katılmayan
ALMANYA 84 60 19 5
BELÇİKA 33 25 6 2
FRANSA 29 21 7 1
HOLLANDA 36 28 6 2
TOPLAM 182 134 38 10

Anketlerin geri dönüs oranı ortalama %75 civarındadır.
 

Tablo : 3 Vatandaşlarımızın Din GörevlilerineYoğunluğa Göre En Çok Sordukları Dini Sorular
 
 
 
Ülkeler 

Yaygin olan Sorular

Avusturya

Sayı

Almanya

Sayı

Belçika

Sayı

Fransa

Sayı

Hollanda

Sayı

TOPLAM

Sayı

Abdest, Namaz, Gusul ve ilmihal bilgileri 72 56 21 19 24 192
İçki, kumar, faiz, domuz eti v.b. haramlar 70 56 20 20 23 189
İslam’in siyaset ve Devlet anlayışı 64 57 22 20 25 188
Dernekler ve Din Görevlileri 
arasındaki aşırı rekabet
56 55 20 19 24 175
Ramazan ayı, Ru’yet, Oruç, 
dini bayramlarda birliktelik
51 53 19 17 22 162
Cuma, Bayram ve 
vakit namazlarını kılamama
43 51 18 13 20 145
Dar’ul-Harp ve Dar’ul-İslam, Cihat 41 48 15 15 21 140
Nikah, Talak, Zina, 
sahte bosanma ve nikah
40 39 13 9 18 119
Hrıstiyanların kestiğinin yenmesi 37 41 10 7 13 108
Aile ziyaretleri ve çocukların eğitimi 32 40 17 13 15 117
Tesettür, Zekat, Mezhepler, 
Gıybet, Hurafe ve batıl inançlar
29 45 14 10 16 114
Türk kadınlarının hoş olmayan işlerde
çalısmaları, kadınlarla ilgili konular ve onların eğitimi
25 40 12 11 12 100
Haramlardan korunamama 19 12 14 16 11 72
TOPLAM 579 593 215 189 244 1820*

*Tabloda bu soruyu cevaplayan din görevlisi sayısı 1820 ise de, bir görevli birden çok görüş belirttiğinden dolayı anketi cevaplayan görevli sayısı fazla görünmektedir.

DİPNOTLAR


1. Bu araştırma, 1992 yılında tamamlanan Doktora tezinin bir bölümünün tanıtımıdır. Bkz: Mustafa Tavukçuoğlu, Yurtdışındaki Din Görevlilerinin Problemleri -Avusturya Merkezli Bir Araştırma-, (Yayınlanmamış Doktora Tezi) S.Ü.Sosyal Bilimler Enstitüsü, Konya 1992.


2. Mustafa Tavukçuoğlu, a.g.e.,ss.65-76.


3. Mustafa Tavukçuoğlu, a.g.e., ss.77-169.


4. Mustafa Tavukçuoğlu, a.g.e., ss.169-204.


5. Mustafa Tavukçuoğlu, a.g.e., ss.193-194.

Eposta: Mustafa Tavukçuoğlu <mtoglu@selcuk.edu.tr>
Şimdi Doç.Dr.Tavukçuoğlu'nun kitabına bakınız, lütfen: ""Avrupa'da Türk Ailesi ve Din Eğitimi (Avusturya Örneği)". Konya, 2000, Mehir Vakfı Yayınları No 5. E-mail: <bilgi@mehir.org>
       TÜRKÇE ANA SAYFAYA

• CIE-INDEX • CIE-TEXTS • AUTHORS INDEX •

Webmaster Update: November 1, 2005